31 Ocak 2011 Pazartesi

bir çırpıda okuduğum bir kitap elif şafak'ın denemeleri. insan okuduğu kitaplarda veya izlediği filmlerde hep kendini arar ya, ucundan kıyısından bir yerlerinden buluverir. işte kendimden, kalbimden çok şey bulduğum bir kitap bu. yine altı çizili bir kaç satır paylaşmadan yapamicam.

FİRARPEREST
Elif Şafak

'' kaç hayat yaşayınca yorulur insan? kaç seneden sonra yaşlı, kaç hezimetten sonra bezgin,kaç kelimeden sonra lal olur kişi?''

''yoruluyorlar, yaşamaktan değil, yaşayamamaktan yoruluyorlar.''

''yalnızlık ne ıssızlıktır ne kimsesizlik. yalnızlık insana en çok başkalarıyla çevriliyken gelen bir histir ki, kimileri buna 'etraf kalabalıkken kalbin yalnız olması hali' derler.''

''NE BU DÜNYANIN İÇİNDESİN, NE ÖTESİNDESİN. GÜN GELİR GİDERSİN ELBET, ZATEN ALIŞTI GÖNLÜM UZAKTAN SEVMEYE. SEN DE GİT ŞİMDİ ARDINA BİLE BAKMADAN. EĞER DÖNERSEN BİL Kİ BEN ORDA OLMAM, ÇÜNKÜ YORULDUM ARTIK.''

''insanın göğüs kafesine gece çöker bazen. gece öyle bir çöker ki ruhuna olanca ağırlığı, bütün katmanlarıyla, bir türlü gelmez sabah, gün ağarmaz. kalbin atışı değişir. ritm bozuluverir ta derinden bir yerden. kalbin tekler. incecik bir pamuk ipliğine tutunarak yaşarsın hayatla ölüm arasında. kimse bilmez. bilmek istemez.
insan hep aynı yerden kanar. hep yüreğinden.''

30 Ocak 2011 Pazar

eskiden ben daha çok küçükken, pazar günlerini hiç sevmezdim. pazar günü demek trt de pazar konseri ve sobanın yanında koca bir leğenin içinde annemin beni yıkaması demekti. saçlarım hep uzundu benim (yandaki fotografımda kısa ama boşverin siz onu. orada zaten fotograf makinesinden de korkuyormuşum. şimdi yaptığım işe bakın:) onun için o gerçeği yansıtmıyor : )) ) ve annem tararken hep acıtırdı. çığlık kıyamet biterdi banyo faslı.

sabah saat 10 da sinema olurdu. genelde yaşlı bir dede bir köpek ve küçük kız torunun konu olduğu filmler olurdu : )

saat 14 te pazar konseri başlayınca kapanırdı tv ve sıkıcı bir gün başlardı. şimdi o günlere inat klasik müziği çok severim. perşembe günleri senfoninin konserlerini kaçırmaz gider keyifle izlerim.

artık pazar günleri sıkıcı geçmiyor. mesela bu gün hiç sıkıcı değildi...

güzel bir gündü...

29 Ocak 2011 Cumartesi


dünya küçük derler ya evet hakikatten küçük. koskoca bursa'da bu gün tanıdık karşılaşmadığım kimse kalmadı trafikte. kırmızı ışıklarda yan arabaya bir bakıyorum bir arkadaş. başka bir ışıkta bir diğeri :)) komik oldu baya. pencere bir açıldı bir kapandı.

bide şu kendini akıllı sananlar yok mu... bazen diyorum, param olsa şöyle kocaman hayvan gibi bir araba alsam. önünde ve arkasında tampon korumalı olanlardan veya onlar sonradan mı takılıyor bilemiyorum. böyle kendini akıllı sananların ardından, bir sağ, bir sol yapıp önüne kırsam. zank diye dursam bakalım ne oluyor : )) veya her tarafı korumalı olsun olmuşken de yeşil otobüslerin önüne atiim kendimi. onların yaptığı gibi.. umarsız... yollar benim olsun.

ya da yine korumalı bir araba olsun. altına x6 almış ama adam olamamış heriflerin takip ettiklerini fark ettiğim an zank diye dursam ve x6 nın da hurdaya çıkabileceğini göstersem nasıl olur?

evet evet trafik canavarı böyle olunuyor :D

27 Ocak 2011 Perşembe


''ne zaman istersen arayabilirsin, ben hep buradayım. canın sıkıldığında, dertleşmek istediğinde, bir omuz aradığında veya akıl danışmak istediğinde çekinme ara...''

diyen birilerinin olması yanında ne güzel...

26 Ocak 2011 Çarşamba

YUSUF İLE ZÜLEYHA
'kalbin üzerinde titreyen hüzün'
Nazan BEKİROĞLU

tavsiye edebileceğim bir kitap. başlarda biraz ağır geldi nazan bekiroğlunun diline alışamadım. ama kitabın methini duydukça merakım arttı ve direndim. okudukça sonraki sayfayı, sonraki sayfa geçince bir sonraki bölümü merak ediyorsunuz.

aşkın en güzel anlatılışı var kitapta.
saf aşkın..
okurken altını çizmeyi seviyorum beni etkileyen cümlelerin. işte kitaptan bir kaç satır...

''güzeldi yusuf. o kadar ki her güzellik gibi onunda güzelliğinin olduğu yerde kıskançlık ve muhabbet bir arada yaşardı. ve her güzellik gibi yusuf'un güzelliğinin de kendisine zararı vardı. ama sadece ilk anda. çünkü yusuf dar zamanlar için değil geniş zamanlar ve uzun yollar için yaratılmıştı.''

''züleyha, bir uzun name; potifar'ın okuması yazması yoktu.''

''bir şerbet züleyha yaz gününün en harlı yerinde, serin, çok serin; potifar'ın elindeki kadeh züleyha'yı almıyordu.''

''başına bir kkez gerçek elmaslardan yontulmuş bir tac takmamış olan yapay taşlarla oyalanmanın acısını nereden bilecek? gözkapaklarının ardına bir kez olsun ışık düşmemiş olan karanlıktan nasıl şikayet edecek?''

''fethetmeyi değil, fethedilmeyi bekleyen kale, daima...''

''gücüm olan şey zaafım. benim olmayan bu hayata tahammülüm güçsüzlüğüm, benim olmayyan bir hayata tahammül edecek kadar da güçlüyüm.''

''susuzluktan ölmektense, su içerken ölmek yeğdir bana.''

''sadece rabbim sen en iyisini bilirsin dedi. sen en iyisini bilirsin ve böyle olduysa, böyle olması gerekiyor demektir. sana teslimim. içimden bir ah yükseliyorsa gökyüzünün katlarına, ahımın bir yüzü ne kadar şikayete baksa da, sana bakan yüzüyle ahım bir şükür hükmündedir.''

''sensiz geçer akçem yok aşk mezadında.''

''şimdi ben, yusuf, tut ki mısıra azizim, efendiyim. boynumdaki künyede hala vasfım yazılı: züleyha'ya köleyim.''

25 Ocak 2011 Salı

parmakları tuşlarda bir kuğu gibi salınarak hareket ediyordu.

karşı kıyıyı rahatlıkla seçebileceğim bir göl bu hissettiğim. kemanların sesi rüzgar, idil biret'in parmaklarının sesi kanat çırpışım.


uçuyorum...

bir bahar öğleden sonrası sanki. sakin ve güvenli bir huzur var içimde.

ender sakpınar'ın şefliğinde iki saat süren bir terapiyle evimdeyim şimdi.

çok güzel bir konserdi. idil biret'i ilk defa izledim. ender sakpınar'ı ise hiç kaçırmam. bayılıyorum kendilerine :) 3 mart ve 7 nisanda yine bursada...










güzel bir gece geçirdim yine senfoniyle...












24 Ocak 2011 Pazartesi

eyvah eyvah 2 ye gittim bu gece...

ilkinden daha da güzeldi. çok güldüm : )

demet akbağ'ın oyunculuğunu çok beğeniyorum. taklit yaptığı bir şovu vardı tv de ben küçükken. en güzel de sezen aksu'nun taklidini yapardı. sonrasında bir demet tiyatro geldi ve demet akbağ bir star oldu. çok beğendiğim zaten az sayıda olan kadın komedyenlerdendir kendisi.

filmin bir bölümünde 3 veya 4 kez gittiğim bozcaadayı görmek güzeldi. bir an filmin nerede çekildiğini unutup arkadaşıma güzel yerlermiş dediğimi hatırlıyorum. : )) sonra tabiki hatırladım.. bozcaada sokakları...

nihayetinde beğendim filmi. tavsiye ederim. ata demirer için bişey demiyorum. nabıyonuz, iiyiz siz nabıyonuz. bizde iiyiz. eee daa nabıyonuz : ))))
senden ötürü ondan ötürü derken komik bir film olmuş...

23 Ocak 2011 Pazar

Merhaba,

yeni yılda yeni bir şeyler yapmak istedim.

ne zamandır böyle blogumsu bir şey düşünüyordum da belki cesaretim yoktu. ama artık yapmalıyım dedim kendi kendime. çünkü yazmak istediğim şeyler oluyor. kenara köşeye not alıyorum. ama sonra onları kaybediyorum. birden çok not defterim var. ama her birinde ne var, ne yazmışım hatırlayamıyorum. ve okuduğum kitaplardan çok sevdiğim alıntılarım var kenarda köşede. paylaşmak istediğimde birileriyle bulamıyorum.

hemen hemen hergün yazmaya çalışacağım. ve her gün bir fotograf eklemek istiyorum buraya. konuyla alakalı veya alakasız olabilir bu fotograf. ama mutlaka olmalı diye düşünüyorum.

dediğim gibi okuduğum kitaplardan alıntılar paylaşmak istiyorum. belki izlediğim filmlerden bahsederim. bilemiyorum işte. günlük hayatta yaşadığım her şeyden bahsedebilirim.

2011 benim yılım olacakmış. öyle diyor astrologlar. sürprizlerle dolu şanslı bir yıl… bakalım…

bu not defterim sayesinde bunu hep beraber göreceğiz : )